İletişim Bilgileri

2. Harput Cad. Harput İş Merkezi Kat:4 No:16 Merkez/ELAZIĞ

Büro Telefonu

0 (424) 236 21 00

E-Posta Adresi

avyilmazyok@hotmail.com

Image Alt
OLASI KAST BİLİNÇLİ TAKSİR AYRIMININ YAPILMASI

Osmanlı Hukuk Bürosu Kütüphanesi

.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

.

2024/565 E. , 2025/123 K. ve 12.03.2025 T.

.

.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/2, 22/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.09.2023 tarihli ve 96-253 sayılı hükmün sanık müdafii ve katılanlar …, …, …, … ve … vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 06.03.2024 tarih ve 423-530 sayı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın aynı suçtan TCK’nın 85/2, 22/3, 62, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 11.09.2024 tarih ve 2620-4045 sayı ile temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.

.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 04.11.2024 tarih ve 48544 sayı ile;

“…İş yerinde düzenlenen eğlenceye katılarak fazla miktarda alkol alan sanık neticeyi önlemek bakımından ticari bir taksiyle yada alkol almayan bir arkadaşının aracıyla evine gidebileceği halde bunu yapmayarak kendi kullanımındaki araçla evine gitmeyi tercih etmiştir.

.

Sanığın kanında kazadan 1 saat 20 dakika sonra yapılan ölçümde 1.08 promil alkollü (108 mg alkol/100 ml kan) olduğu tespit edilmiş ise de, alkolün kanda saatte 0.15-0.20 promil azaldığının bilimsel olarak bilinmesi karşısında, sanığın kaza anında yaklaşık 1.40 promil alkollü (140 mg alkol/100 ml kan) olduğu anlaşılmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesi olan https://www.egm.gov.tr/alkollu-arac-kullanimi adresinde yer alan ‘Alkolün vücut davranışlarına etkisi’ başlığı altındaki bilgilere göre, 1 promil (100 mg alkol/100 ml kan) sarhoşluk belirtileri; muhtemel mahcup edici davranışlar, bir an neşeli bir an üzgün olmak gibi ruh hâlinde gidip gelmeler, 1.5 promil (150 mg alkol/100 ml kan) sarhoşluk belirtileri; ayakta durma, yürüme ve konuşmada güçlük çekme, denge ve koordinasyonun kaybedilmesi, belirgin olarak sarhoşluk hâli şeklinde tarif edilmiş olup somut olayda sanık 1.5 promile yakın düzeyde alkollüdür.

.

Bunun yanı sıra somut olayda sanığın mahal koşullarının gerektirdiği 50 km/s hızın yaklaşık 4 katı bir hızla seyir halinde olduğu ve önünden giden araca arkadan çarpıncaya kadar olan seyir sürecinde önünde seyreden araçları sağlı sollu zig zag yaparak makas atmak suretiyle geçtiği tüm delillerle sabittir.

.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre, 1 promil (100 mg alkol/100 ml kan) üzerinde alkollü araç kullanmak, mahal şartlarının gerektirdiği hızın 2 katında fazla hızla seyir etmek, trafikte makas atarak araç kullanmak gibi eylemler müstakilen bilinçli taksir olarak kabul edilmektedir.

.

Somut olayda sanık Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bilinçli taksir olarak kabul ettiği üç ayrı kusurlu eylemi aynı anda gerçekleştirmiştir. Bu kusurlu eylemleri gerçekleştirirken şehir içerisinde meskun mahalde seyir ederken ölümlü bir trafik kazasına neden olabileceğini öngörmüş ve meydana gelecek neticeyi ‘olursa olsun’ anlayışıyla kabullenmiştir.

.

Ayakta durma, yürüme ve konuşmada güçlük çekecek, dengesini-koordinasyonunu kaybedecek ve belirgin olarak sarhoşluk halinde olacak ölçüde sarhoş olduğu anlaşılan sanığın seyir hâlinde bulunduğu yolu, başkalarının can ve mal güvenliğini hiçe sayacak şekilde süratli ve makas atarak adeta bir yarış pisti gibi kullandığının anlaşılması karşısında, meydana gelen neticeyi öngörmediğinden ve kabullenmediğinden bahsedilemeyecektir.

.

Kanun koyucunun TCK’nın 21/2. maddesinin kanun gerekçesinde olası kasta durumlarına örnek olarak gösterdiği, kavşaktan geçen birilerinin olduğunu gördüğü halde kendisine hitap eden kırmızı ışıkta durmayarak seyrini sürdüren şoförün yayalara çarpması eylemiyle somut olaydaki sanığın eylemi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.

.

Yukarıda açıklanan nedenlerle sanığın eyleminde olası kastın yasal unsurları bulunduğu hâlde eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi böylelikle suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülmesi ve sanık hakkında yetersiz ceza verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.” görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

.

CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 05.12.2024 tarih ve 3976-7235 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemini bilinçli taksirle mi yoksa olası kasıtla mı gerçekleştirdiğinin belirlenmesine ilişkindir.

.

IV. OLAY VE OLGULAR

Sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 46/2-g maddesinde belirtilen “Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde ardı ardına birden fazla şerit değiştirme” ve aynı Kanun’un 54. maddesinde sayılan “Öndeki aracı geçerken geçme kurallarına riayet etmemek” kurallarını ihlal ettiğine ilişkin 29.12.2022 tarihli trafik kazası tespit tutanağı ve tutanak ekinde yer alan kaza yeri krokisi, kolluk görevlilerince aynı gün saat 02.40’da yapılan ölçüme göre sanığın 1,08 promil alkollü olduğuna dair alkol raporu, sanığın sevk ve idaresindeki araç ile şeritler arasında makas atarak ilerlediği ve kaza anında aracının 181 kilometre/saat hızında olduğuna ilişkin güvenlik kamerası ve sanığın aracından elde edilen araç kamera görüntüleri ile bu görüntülerin çözümüne ilişkin kolluk görevlilerince düzenlenen 29.12.2022 tarihli görüntü kaydı çözümleme tutanağı, sanığın aracıyla yaklaşık 90-100 km hızla seyir hâlindeyken önünde bulunan kamyonun aniden yavaşlaması nedeniyle frene bastığını, ancak kamyon ile aralarındaki kısa mesafe sebebiyle duramayacağını anlayarak sağ şeride geçmek için manevra yaptığı sırada ölen …’ın idaresindeki araca arkadan çarptığı yönündeki ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, yönetimindeki otomobille 29.12.2022 tarihinde saat 01.17 sıralarında, gece vakti, azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği, aydınlatmanın bulunduğu, yerleşim yeri içinde, bölünmüş dört şeritli yolda seyir hâlindeyken orta şeritte önündeki kamyonun sağından geçmek istediği sırada, sağ şeritte bulunan ve sinyal vererek manevra yapmakta olan…’ın kullandığı araca arkadan çarptığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 23.02.2023 tarihli raporlara göre mahal şartlarının çok üzerinde hızla seyreden, önündeki araçları uygun mesafeden takip etmeyen, ilerisini kontrol etmeyip mevcut hızıyla tehlikeli biçimde yaptığı manevrayla en sağ şeride geçtiği sırada sağa yönelerek şeride yerleşmiş olan ölen …’ın idaresindeki araca çarpan sanığın asli kusurlu, ölen sürücü…’ın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı, sanığın eylemi ile sebebiyet verdiği olay neticesinde aracın sürücüsü… ile bu araçta yolcu olarak bulunan … ve …’in hayatlarını kaybettikleri, katılan …’nın ise yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte yaralandığı hususlarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Özel Daire arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

.

V. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler

TCK’nın “Kast” başlıklı 21. maddesi;

.

“(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

.

(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir” şeklinde düzenlenerek, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır.

.

Olası kastın tanımlandığı TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasının gerekçesinde;

“…Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir. Mevzuatımıza giren yeni bir kavram olan olası kastla ilgili uygulamadan bazı örnekler vermek yararlı olacaktır.

.

Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine yeşil ışık yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan sürücü, yaya geçidinden her an birilerinin geçtiğini görmüş; fakat, buna rağmen kavşakta durmamış ve yoluna devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü, meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini öngörerek, bunları kabullenmiştir.

.

Düğün evinde törene katılanların tabancaları ile odanın tavanına doğru ardı ardına ateş ettikleri sırada, bir kişinin aldığı alkolün de etkisi ile elinin seyrini kaybetmesi sonucu, yere paralel olarak yaptığı atışlardan bir tanesinden çıkan kurşun, törene katılanlardan birinin alnına isabet ederek ölümüne neden olur. Bu örnek olayda kişi yaptığı atışlardan çıkan kurşunların orada bulunan herhangi birine isabet edebileceğini öngörmüş; fakat, buna rağmen silâhıyla atışa devam etmiştir. Burada da fail silâhıyla ateş ederken ortaya çıkacak yaralama veya ölüm neticelerini kabullenmiştir.

Verilen bu örneklerde kişinin olası kastla hareket ettiğinin kabulü gerekir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiş ve olası kasta ilişkin örnek olaylar gösterilmiştir.

.

Doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır.

.

Buna göre kast bilme ve isteme, olası kast ise öngörme ve kabullenme unsurlarından meydana gelmektedir. Kastın bir türü olmasına rağmen kanunda olası kast bakımından bilme yerine öngörme, isteme yerine ise madde gerekçesinde kabullenme kavramlarını tercih etmesi tesadüfî değildir. Bununla, olası kast hâlinde failin fiile ve neticeye yönelik amaç ve yaklaşımının doğrudan kast kadar ciddi ve belirgin bir boyut kazanmadığı vurgulanmak istenmiştir. Gerçekten de olası kastta, doğrudan kast derecesinde bir isteme bulunmasa da failin gerçekleşmesi muhtemel olan sonucu öngörerek kayıtsız kaldığı, başka bir ifadeyle bu sonucu kabullendiği ifade edilmektedir. Yine ceza sorumluluğuna yol açacak netice, gerçekleştirilecek asıl fiile bağlı olduğundan olası kast bir yan netice sorumluluğudur. Olası kastta asıl amacın icra edilmesi ile oluşabilecek ikincil netice bakımından fail kayıtsız kalmakta ve neticenin gerçekleşme olasılığını kabullenmektedir. Olası kastta olduğu gibi bilinçli taksirde de öngörme unsuruna yer verilmesi nedeniyle uygulamada daha çok bu iki kurumun birbiriyle karıştırıldığı görülse de olası kastın her halükârda taksirin değil kastın bir türü olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

.

Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir.

.

Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve olursa olsun düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir.

.

TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde kanunda tanımlanmış haksızlık olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. TCK’nın 22/2. maddesinde taksir; “Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır.

.

Taksirli suçlarda, gerek icrai gerekse ihmâli hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.

.

Sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisinin olması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. Türk Ceza Kanunu’nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.

.

TCK’da taksir; basit ve bilinçli taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; “Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi” şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür.

.

Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırt edici ölçüt; basit taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır.

Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir.

.

Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.

.

TCK’nın 21. maddesinin ikinci fıkrasında; “Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi” şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun’un 22. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır” biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği kabullenme ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; “Olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir” şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur.

.

Olası kastla bilinçli taksiri ayırdetme konusunda doktrinde “Her ikisi arasındaki ayrımı belirlemek bakımından Frank formülü uygulanmalıdır. Buna göre eğer ‘öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi’ diyebiliyorsak olası kast; ‘neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti’ diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir…Her ikisi arasında bir ayrım yapılabilmesi için her somut olay bakımından failin ayrıca neticeyi göze almış, kabullenmiş sayılıp sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması zorunlu görünmektedir” şeklinde görüşler mevcuttur (Bahri Öztürk-Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, Seçkin Akademik ve Mesleki Yayınlar, 17. Baskı, Ankara 2017, s. 303-304).

.

Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır.

.

B. Hukuki Nitelendirme

Sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen yönetimindeki otomobili yasal hız limitinin üzerinde kullanmaya devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğunu ve bu nedenle yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, sürüş yeteneğine ve şansına güvenerek sonucun gerçekleşmeyeceği düşüncesiyle önündeki kamyonun sağından mevcut hızıyla tehlikeli biçimde geçerek sağa doğru manevra yapmakta olan ölen …’ın kullandığı araca arkadan çarpmak suretiyle üç kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olduğu, sanığın öngördüğü muhtemel neticeyi kabullenip hareketini sürdürdüğüne dair herhangi bir delil bulunmadığı, açıklanan sebeplerle eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiği kabul edilmelidir.

.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli yasal çoğunluk sağlanamadığından 12.03.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

.